Canı yanıp saatlerce müzik dinlemek olmuş acımızın telafisi. Canımız yansa bile can yakamaz hale geldik. Ne zararımız varsa kendimize. Tükendik hep ama tüketemeyecek kadar sevgiye inandık. İnandığımız o sevgiler hep içimizde kaldı. Sonrasında yine boşver deyip beklemeye başladık.
Sever gibiydi adam onca zaman sonra. Etrafına ördüğü duvarın çatlaklarından ışık huzmeleri süzülüyor, hafif hafif aydınlatıyordu karanlık dünyasını. Kadının aşkı ışık saçıyor her yeri aydınlatıyordu. Sever gibiydi adam, cesaret edip duvarından bir tuğla çıkarmıştı daha fazla ışık girsin diye içeri. Aslında bütün duvarı yerle bir edip doymak istiyordu kadının aşkına ya, aynı anda korkar gibiydi adam; bunca zaman karanlıkta kaldıktan sonra kadının aydınlığında kör olmaktan korkuyordu.
Kadınla vakit geçiriyor, uzun zamandır olmadığı kadar keyif alıyordu hayatından. Geceleri yastığına başını koyduğunda çıkardığı tuğlanın açtığı minicik aralıktan değil de bütün duvarlarını kaldırıp baksaydı kadına ne olurdu diye düşünürdü. Her düşünüşünde yüreği hoplar, yüzüne istemsiz bir tebessüm yerleşirdi ve her gece uykuya dalmadan önce söz verirdi kendi kendine ertesi gün duvarından bir tuğla daha indireceğine. Günler gelip geçerdi geçmesine ya adamın eli gitmezdi duvarına. Ne zaman yeltenecek olsa duvarsızken nasıl yandığını hatırlardı canının, bir türlü toplayamazdı cesaretini.
Günün birinde yolculuk ediyor kadınla adam beraber, keyifli bir sohbet sürüyor hep olduğu gibi, bir süre sonra tükeniyor kelimeler. Geçtiği yollara bakmaya koyuluyor adam, ayçiçeği tarlalarından geçiyorlar tepede güneş, sapsarı her yer! İçi gidiyor adamın günebakanlara, nasıl da imreniyor onlara! “Ben de onlar gibi olmak istiyorum” diyor kendi kendine “onun aşkı benim yüzyıllardır doğmayan güneşim ben de hiç çekinmeden yüzümü ona dönebilmeliyim.” Derin bir iç çekiyor, nefret ediyor korkularından… Duvarsızlığı hayal edip ulaşamazken hayallerine uyuya kalıyor öylece.
Bir süre sonra fark ediyor kadın, adamın uyuduğunu, aşkla parlayan gözlerle bakıyor bakışından habersiz olana, nasıl da seviyor! Anlat deseniz kelimeler yetmez… Doya doya bakıyor adamına. Zira normal zamanlarda izleyemiyor onu öyle doyasıya, tekrar içine kapanacağından, duvarlarındaki çatlakları onaracağından korkuyor.
Kadın onun yüzünü en ufak ayrıntısıyla ezberlemeye çalışırken, adam başını yaslayacak bir omuza hasret kaldığını görüyor rüyasında. Gördüğü rüyanın etkisiyle göz kapaklarının altında hareket eden gözlerini izliyor adamın, sevdiğini bu kadar yakından izlerken parmak uçları yanıyor kadının, ona dokunma arzusuyla. Gözlerini kapattığında bütün ayrıntılarıyla gözünde canlandırabildiği o güzel suratı sevmek istiyor usul usul parmağının ucuyla. Yıkılsın istiyor artık adamın duvarları…
Sonra ellerini fark ediyor adamın, birbirine kenetlenmiş parmaklarını görüyor, içi acıyor. “Yalnızlıkla oluşan kabuğu kolay kıramıyor insan” diye düşünüyor kendi kendine. Belki de yardıma ihtiyacı vardır duvarlarının yıkımında. Yavaşça uzatıyor parmaklarını adamın kenetli ellerine, nasıl da soğuklar, usulca parmaklarını çözüp ellerinin arasına alıyor ellerini.
Adam uyurken ayçiçeği tarlalarından geçen bir otobüsün içinde, duvarları yerle bir oluyor içinde bir yerde sessizce. Bir sarı sıcak kaplıyor ortalığı, hissetmiş gibi sanki uykusunda, başını kadının omzuna yaslıyor usulca.
sadece belirli bir anda yaşanan, kişinin kendisini mutlu ve huzurlu hissetmesini sağlayan bir duygu durumudur. kişinin mantıksız davranışlarda bulunmasına “dünyanın bir ucundan bir kaç saatliğine de olsa aşık olduğu kişiyi görmeye gitmesi” neden olur.aynı zamanda oldukça tehlikelidir, çünkü mutluluğunuzu ve huzurunuzu bir kişinin ellerine bırakıyorsunuz. (evet mutluluk ve huzur birbirini etkileyen iki duygu durumudur) istediğiniz etkiyi alamadığınızda, aşık olduğunuzdan daha büyük bir ters reaksiyon ile karşı kaşıya kalırsınız. insanlık bu duygularla baş edebilmeniz için uyuşturucuları geliştirmiştir. (Devamını Oku)
Melankoli, insanların ruh halinde ortaya çıkan bir durumdur. Birçok kişi melankoliyi hüzün, mutsuzluk ve içe kapanıklık olarak tanımlar. Ancak, melankolinin tehlikeli olup olmadığı tartışmalı bir konudur. Bu makalede, melankoli hakkında daha fazla bilgi verilecek ve bu durumun potansiyel riskleri ve etkileri ele alınacaktır.
Melankolinin Belirtileri
Melankolinin belirtileri genellikle kişiden kişiye değişir. Bazı yaygın belirtiler arasında sürekli hüzün, umutsuzluk hissi, enerji kaybı, motivasyon eksikliği ve uyku düzeninde değişiklikler bulunur. Melankoli ayrıca yeme alışkanlıklarında değişikliklere, konsantrasyon problemlerine ve sosyal geri çekilmeye de neden olabilir.
Sevgilinin ilgisizliği, ilişkide herhangi bir dönemde ortaya çıkabilen bir sorundur ve bu durumla başa çıkmak zor olabilir. Ancak, işin içinde olan kişilerin iletişim kurarak sorunun kaynağına inmeleri gerekmektedir.
İlk olarak, sevgilinin ilgisizliğinin nedenini anlamak için onunla açık ve dürüst bir şekilde konuşmanız önemlidir. Belki de sevgilinizin yaşadığı kişisel sorunlar veya iş hayatındaki stres nedeniyle ilgisiz olduğunu fark edeceksiniz. İletişim kurarak, birbirinizi daha iyi anlayabilir ve bu durumun üstesinden birlikte gelebilirsiniz.
Ayrıca, sevgilinizin ilgisizliğinin sizde yarattığı duyguları da açıkça ifade etmek önemlidir. Kendinizi ihmal edilmiş hissettiğinizde, bunu açık bir şekilde sevgilinize ifade etmeniz gerekir. Bu, sevgilinizin sizi anlamasına ve sizinle ilgili olarak daha dikkatli olmasına yardımcı olabilir.
Diğer bir strateji, sevgilinizle birlikte yeni şeyler yapmaktır. Bu, birlikte yeni bir hobi edinmek, birlikte seyahat etmek veya sadece daha fazla zaman geçirmek olabilir. Yeni bir aktiviteye katılmak, birlikte yeni anılar biriktirmenizi sağlayabilir ve ilişkinizi canlandırabilir.
Sonuç olarak, sevgilinin ilgisizliğiyle başa çıkmak, açık ve dürüst iletişim, anlayış ve birlikte yeni şeyler yaparak mümkündür. Ancak, her zaman unutulmamalıdır ki, ilişkide sorunların çıkması normaldir ve birbirinize olan sevginizin güçlü olması, bu sorunları aşmanızı kolaylaştıracaktır.
Melankoli, depresyonun bir türüdür ve hayatın zorlukları, kayıplar, stres, yalnızlık ve umutsuzluk gibi çeşitli nedenlerden kaynaklanabilir. İşte melankoli ile başa çıkmak için bazı öneriler:
Kendinize zaman ayırın: Kendinize zaman ayırmak ve kendinizi dinlemek, duygularınızla başa çıkmak için önemlidir. Yoga, meditasyon veya derin nefes egzersizleri gibi rahatlama tekniklerini uygulayarak kendinize zaman ayırabilirsiniz.
Sağlıklı yaşam tarzı benimseyin: Sağlıklı bir yaşam tarzı, melankoli ile başa çıkmak için önemlidir. Düzenli egzersiz yapmak, sağlıklı beslenmek ve yeterli uyku almak, bedeninizi ve zihninizin sağlıklı kalmasına yardımcı olabilir.
Sosyal etkileşimlerde bulunun: Melankoli sizi sosyal etkileşimlerden uzaklaştırabilir, ancak etrafınızdaki insanlarla bağlantı kurmak ve zaman geçirmek, kendinizi daha iyi hissetmenize yardımcı olabilir. Arkadaşlarınızla zaman geçirin, bir kulübe katılın veya yeni insanlarla tanışmak için bir aktiviteye katılın.
Kendinize hedefler belirleyin: Kendinize gerçekçi hedefler belirleyin ve bunları başarmak için adımlar atın. Bu, kendinize güven kazanmanıza ve melankolik duygularla başa çıkmanıza yardımcı olabilir.
Profesyonel yardım alın: Melankoli şiddetliyse, profesyonel yardım almak önemlidir. Psikoterapi veya ilaç tedavisi, melankoli semptomlarının kontrol altına alınmasına yardımcı olabilir.
Unutmayın ki herkesin depresyon ve melankoli ile başa çıkma yöntemleri farklıdır. Kendinize zaman verin ve farklı yöntemler deneyin. Ayrıca, kendinize iyilik yapmak için küçük şeyler yapmak da önemlidir. Mesela, hobilerinize zaman ayırmak veya sizi mutlu eden küçük şeyleri yapmak, kendinizi daha iyi hissetmenize yardımcı olabilir.
Sağlıklı sevilmemiş ve değer görmemiş kişi, karşısına değer veren gerçek bir sevgi çıktığında ne yapacağını şaşırır. Hiç tanımadığı bu duygu onu korkutur ve ondan kaçmak ister. Onunla ne yapacağını bilemez. Sonunda hem seveni hem de sevgisini çar çur eder.
Kadınlar sever, erkekler aşık olur. Aşk erkek hastalığıdır, bencilcedir. Sevgi; emektir, ilgidir, fedakarlıktır ve kadınların çoğu bilir bunu, erkeklerin ise pek azı… Ama aşkı tedavi edecek kadın da az bulunur bu hayatta. Ve çatışma başlar. Neyse, uzun hikaye bu…
bile bile lades demek. şöyle yapsaydım belki böyle olmazdı demek. hep bir keşke demek. sonra diyorsun ki isteseydi zaten böyle olmazdı.
acıtıyor. geçmiyor. kimseye de anlatamıyorsun. ne diyeceksin ki? nasıl anlatacaksın içindeki özlemi, acıyı, ateşi… demezler mi adama ne bekliyordun ki? senin değildi ki üstünde hak iddia edemezsin.
anlamazlar. evde tek başına otururken burnuna kokusunun gelmesini. aylardır konuşmamışken onun sesini duyarak uyanmanın yarattığı depremi. sen anlayabiliyor musun? insan kendine bile tam olarak anlatamazken, insanın kendi bile aslında tam olarak anlayamazken başkasına yaşadığın derin hüznü nasıl anlatabilirsin.
hiç senin olmamış birini kaybetmek, kalp atışını kaybetmek, duygularını, hislerini kaybetmek gibi bir şey. kırılacak hiçbir yanın yok demek. onunla tam olamamışken onsuz tamamen hiç gibi kalmak demek.
ama sonucu inanılmaz bir boşvermişlik yanında tamamen umursamaz olmak demek.
Toprak yağmura, yağmur toprağa aşık değildi, muhtaçtı. O olmadan nasıl çiçek açacaktı, nasıl doğa canlanacaktı? Yağmur ise yağmak zorundaydı. Bulutta duramazdı, çok basınç vardı. Her an sırtına yük biniyordu yağmurun. Belki de hem yağmur hem toprak için en iyisi buydu. Birbirlerine aşık olduklarını sandılar ama muhtaçtılar. Gündüz ve gece onların aşkını hayretle izliyorlardı. En azından toprak ve yağmur kavuşabiliyorlardı… Onların aşkı çok farklıydı. Gece, gündüze fena yanıktı. Ne zaman gece gelse gündüz kaçıyordu, çünkü gündüz Güneş’i seviyordu. Güneş gündüze hiç yüz vermedi, Güneş gittikçe gece geldi onun yerine ama bu sefer de gündüz kaçtı. Gece, gündüz onu sevsin diye ay aracılığıyla güneşin ışığını yansıtmayı bile denedi. Olmadı, asla kavuşamadılar. Bir kağıdın iki yüzü gibiydiler, yan yanalardı ama birbirlerini asla göremediler. Gece, gündüzün aydınlığına aşıktı ama gündüz onu üzdükçe karanlıklara büründü. Gündüzün onu seveceğine dair umudunu yitirdi. Ama hala Ay’ın parlıyor olması demek, gündüzün onu sevmesi için hala çabaladığı anlamına geliyor olsa gerek…